27.10.06

Gençler nasıl yaşıyor ?



Iste gençler böyle şeylerden hoşlanıyor ! Bu psikolojiyi bir pazarlama uzmanı çözmeli ki o psikolojiye uygun çözümlerle onun karşısına çıksın ve doğru "brand essence" algısı yaratabilsin...

26.10.06

Global Düşün Yerel Hareket Et... Klasik Bir Gerçek!




Dün ulusal bir gazetenin manşetinde 30 üniversitede binlerce öğrencinin katılımıyla yapılan bir 'gençlik araştırması' çarptı gözüme. Araştırma genelde gençlerin değer yargılarını sorgulamakta, politik görüşlerini anlamaya çalışmaktaydı.

Diyeceksiniz ki 'iyi de bunun pazarlamayla ne alakası var? Bizim işimiz ürün ya da markamızı tanıtmak değil miydi? ' Tabii ki öyle, ancak araştırmaya biraz daha alıcı gözüyle bakıldığında, çıkan oranlardan pazarlama adına payımızı almamız pek de zor değil.
Örneğin öğrencilere siyasi kimlikleriyle ilgili sorular sorulduğunda; Gençlerin yüzde 31.4'ü AKP'ye, yüzde 31.2'si CHP'ye oy verdiğini söyledi. "Bu pazar seçim olsa oyunuzu kime verirdiniz?" sorusuna gençlerin yüzde 29.8'i "Hiçbiri" yanıtını verdi.
Gençlerin yüzde 64.4'ü kendisini "Atatürkçü", yüzde 48.6'sı ise "milliyetçi" olarak tanımladı. "Dindar" diyenlerin oranı ise yüzde 23.4'ü buldu.

Bu demek oluyor ki bir marka eğer ürünü el veriyorsa milli duygu iletişimi yaptığında 30 üniversiteden 4 449 öğrencinin yüzde yüzüne yakın kısmını cover edebilecek potansiyele sahip.

Tabii Cola Turka case' inde yaşandığı gibi, bu ürünle dosdoğru ilintili, ancak en azından deneyim pazarlayabilecek güç, milliyetçilikten geçiyor olabilir. Bütün bunların yanında kendini milliyetçi olarak tanımlayanların pek çoğunun hiçbir partiye oy vermiyor olması da göze çarpmakta; bu neye işaret; kuru milliyetçilik karın doyurmamakta, genç realistik bakarak 'gerçek fayda' yı aramakta...

Öte yandan karşı cinsle ilişkiler sorulduğunda: Üniversite öğrencileri, kızların flört etmesini doğal karşılarken (yüzde 71.6), kızların evliliğe kadar bekâretini mutlaka korumasını da istediğini söyledi (Yüzde 55).
Evlenmeden önce birlikte yaşamaya kesinlikle karşı olanların oranı yüzde 43 olurken, sıcak bakanların oranı yüzde 55'i buldu.
Araştırmada, erkeklere özel bazı sorular da soruldu. "Bakire olmayan bir kızla evlenir misiniz?" sorusuna yüzde 59'u "hayır" derken, eşlerinin çalışmasına "Belli şartlar altında olabilir" diyenler yüzde 46.3 oldu. Gençlerin yüzde 12.1'i "Namus için cinayet işlenebilir" dedi.

Demek ki, siz iletişimde 'özgür kız' imajını kullanırken bir yandan %59 luk oranda kadınların erkeklerle aynı olmadığını savunan kitleyi de yitirme tehlikesiyle karşılaşıyorsunuz. Kadın pedi reklamında bu oran yadsınabilecekken bir gsm operatörü reklamında pek de yadsınabilecek bir oran gibi durmuyor.

Ya da eşlerinin belirli şartlar altında ( neyse o şartlar artık:) ) çalışabileceğini söyleyen birine hazır çorba iletişiminde tencere karıştırtmak sorgulanabilecek bir iletişim seçimi öyle değilmi??

Bu listeyi böylece uzatabiliriz ancak söylemek istediklerimi özetlersem;
- Bu araştırmanın Türkiye'nin en 'aydın' insanlarının yetiştiği üniversitelerde yapıldığını
- Belki de ülkemizin en 'açık fikirli' platformunda uygulandığın unutmayalım...

İletişim yaparken Amerika'nın bir eyaletindeymişiz ya da Avrupa'nın helenistik dönemi yaşanıyormuş imajı yaratmaya gerek yok. Artık kült bir cümle olan, global düşün yerel hareket et felsefesi, sanırım bizi bu keşmekeşten kurtaracak yegane düşünce sistemi...

Böyle araştırmaların sıklaşmasını diliyor, üzerinde kafa patlatmayı sabırsızlıkla bekliyoruz:)))

24.10.06

Neden GENÇLER bugünlerde öne GEÇER?

Son günlerde TV kanallarının reklam kuşaklarında gençlerin rol almaya başladığını farkında mısınız? Markaların önemli bir bölümü gerek kampanya olsun gerekse common trust çalışmalarında çok büyük oranda genç yüzleri ve profilleri kullanmaya başladı. Kaldı ki bu trend (!) sektör bağımsız bir şekilde yaygınlaşmaya başladı. FMCG, iletişim, finans, teknoloji, otomotiv hiç farketmiyor.

Peki siz bu değişikliği farkında mısınız? Aslını isterseniz siyah beyaz eski reklamlar dolaşır e-postalarımızda. Yada çok geriye gitmeye bile gerek yok. 5 yıl önceki reklamları düşünün oralarda daha orta yaşlı hatta yaşça ileri sayılabilecek kişilerin rol aldıgını çok net anımsarız.

Bu değişimin birkaç doğal sebebi var. Türkiye öyle bir ülke ki nüfusunun % 64’ü 30 yaş altı. Tüketimin kaptanları da dolayısıyla bu kesim. Logaritmik bir denklem gibi. Özellikle de bizler WOM’un Tavsiyelerin bu segment için nekadar tercihlerde etkili oldugunu çözmüşken. Bu %64’ün geri kalan %36 üzerinde nekadar etkili olabileceğine, kullandıkları ürün/hizmetler ile alakalı pozitif/negatif geribildirim ve düşüncelerini iletişim kanalları bukadar gelişmişken nekadar kısa sürede paylaşabileceklerini bir hayal etsenize – yo yo vazgeçtim düşünün, zaten onlarca örneğiyle hergün karşılaşıyorsuınuz bu örnekleri tutun ve düşünün hayatınızda-

Bu değişimin bir başka sebebi ise gençlere yatırım yapmanın “lifetime value of customer” rasyosunun yüksek oluşudur. Örneklemekte fayda olduğu görüşündeyim. Biz bir mobil telefon üreticisinin pazarlama direktörüyüz. Bütçemiz var, yıl içerisinde pazarlama iletişimi için planlanan. Hedef segment tanımlamamız isteniyor. 2 alternatifimiz var. Ikisi de aynı sosyo-ekonomik segmente ait. Örneğin ikisi de B1 varsayımından hareket edelim. Barbaros 19 yaşında, Yaman 54 yaşında. Yapılan araştırmalar bu gelir ve kültür düzeyinde Istanbul’da yaşayan birisinin ortalama ömrünü 69 yıl gösteriyor. Başka bir araştırma 45+ için cep telefonu değiştirme sıklığını 13 ay gösterirken, aynı araştırma 18-26 yaş aralığı için aynı süreyi 3.2 ay olarak saptamış. Hızlı bir hesap yapalım. Barbaros’un lifetime value’su 50*3.5*P = 175P iken, aynı rasyo Yaman için 15*0.9*P = 13.5P olarak elde ediliyor. 1/10’undan daha düşük. Siz bir pazarlama direktörü olarak elinizde olan bütçenin yüzde kaçını Barbaros’a yüzde kaçını Yaman’a harcardınız.? Kaldı ki Barbaros’ların, Yamanları etkileme ihtimalinin tam tersine oranla çok yüksek olduğunu biliyorsanız?

Değişimin sebeplerini bir sayıda bitirmek imkansız tabiatıyla. Dilerseniz bir sonraki sayıya kadar yukarıda ki örneklerden birçok sektöre uyarlanmış türevleri üzerinde çalışalım ve pekişsin bu konu zihinlerimizde ☺
Gençler bizi bekliyor…

20.10.06

Hedefi Vurmak



Hedefi Vurmak!

Hedefi vurmak yetmez, tam 12 de durmak!

Konu gençlik olunca, ilginizi her zaman taze tutmak, yenilikleri takip etmekle kalmayıp onlara dahil olmak bir gereklilik değil tam anlamıyla bir zorunluluk!

Mesleki bir deformasyonla ‘yeni’ olan her şeyi bilmek, follower değil, trend setter olmak ruhunuza işliyor.
Yenilik dediğim öyle sandığınız gibi, ülkeye yeni giren markaları, rakiplerini analiz etmekle, ürünlerini inceleyip gençlikle ilişkili olanlarını ayırmakla olmuyor! İyi ki de olmuyor, işin en zevkli yanı da zaten burada başlıyor. Yenilik dediğim başkan Bush’un üzerinden düştüğü mobil aracı kampüse sokmaktan, anaokullarına ilk kez bir marka ile girmeye kadar geniiiiiiiş bir alana yayılıyor.

Bir gün bir elektrik firması için ‘güvenli gelecek’ düşünürken buluyorsun kendini, diğer gün alkollü içecek firmasının genç odaklı fikirleri için beyin fırtınasında… Başka türlü imkansız olur 12'den vurmak, imkansızlaşır orada durmak.. Yazılarla devam edicez blog'a.. Bugünlük bu kadar... Arkası yarına...